Böbrek Tümörleri

Böbrek Tümörleri

Böbrekteki tümörlerin çok büyük bir bölümü, hemen hemen %95’i kanserdir. Yani aslında biz böbrek tümörü derken kanseri ifade ediyoruz. Çok az sayıda iyi huylu böbrek tümörüyle karşılaşıyoruz. Bunun da iki tipi var. En çok görülen türü böbreğin kabuğundan, dışından çıkan tümörlerdir. Bir de böbreğin iç kısmındaki yani idrarın oluştuğu yerdeki tümörler vardır. Bu ikisi biraz farklıdır. Genel olarak böbreğin iç kısmından çıkan tümörler diğerlerine göre biraz daha tehlikelidir diyebiliriz.

Böbrek Tümörü Belirtileri Nelerdir?

Böbreğin iç kısmından kaynaklanan tümörün en önemli belirtisi, idrarda kanamadır. İdrarda kanama aksi ispatlanana kadar önce kanseri arattırıyor bize. Böbrek iç kısım kanseri özellikle sigara içenlerde çok sık görülüyor. Böbreğin kabuğundan çıkan kanserin belirtisi de idrarda kanama olabilir ama bu daha geç bir belirtidir. Genellikle günümüzde tomografi, ultrason ve MR’ın çok sık kullanılmasıyla bu tömörler oldukça erken dönemde  yakalanıyor. Böbreğin dış kabuğundan çıkan kanser türü erken dönemde hiçbir belirti vermiyor, eğer çok ilerlerse kilo kaybı, iştahsızlık gibi belirtiler olabiliyor. Bu konuda çok önemli bir bilgi var; böbrek tümörü hastaları genellikle iç hastalıkları ya da cildiye uzmanlarına giderler. Çünkü hastaların bir çoğu doktora kaşıntıyla başvururlar.

Nasıl Bir Tedavi Uygulanır?

Önce kabuktan çıkan tümörlerin tedavisini kısaca özetleyelim. Böbrek kabuğundan çıkan bu tümörlerin tek tedavisi kitleyi çıkarmaktır. Eğer kitle 5 cm’e kadar ise ve böbreğin ana damarlarına yakın değilse yani çıkarılabilecek bir yerdeyse sadece kitleyi çıkarıyoruz, böbreğe dokunmuyoruz. Hasta normal hayatını sürdürebiliyor. Herhangi bir böbrek kaybı olmuyor. Ama 5 cm’den büyükse veya böbreğin ana atar toplar damarlarının olduğu yere yerleşmiş bir tümör ise çıkartmak imkansız hale geliyor. O zaman böbreği kitleyle beraber çıkartıyoruz. Bu tedavide de günümüzde en sık uyguladığımız yöntem laparoskopik cerrahidir. Yani vücuda dört delik açarak kitleyi çıkartıyoruz. Bunun avantajı da büyük bir kas kesisi olmuyor, sadece 6-7cm’lik bir kesiyle tüm ameliyat bitmiş oluyor. Bu vakaların %70-80’ini bu şekilde tedavi etmekteyiz. Ama bazı böbrek tümörleri (kanserleri) karşımıza çok büyük ve vücudun ana toplardamarına kanser pıhtısı atmış olarak geliyor. Bu durumda laparoskopik yöntemle değil klasik açık cerrahi ile ameliyatları yapıyoruz. Bu, nadir görülen bir durum.

Böbreğin iç kısmındaki tümörlerde ise durum biraz daha farklıdır. Eğer böbreğin iç kısmında bir tümör varsa bu, idrar kesesinde de çok büyük oranda tekrarlayacak demektir. Dolayısıyla bu durumlarda idrar kesesini de değerlendiriyoruz. Eğer idrar kesesinde  bir sorun yoksa tedavisi yine laparoskopik cerrahi uygulayarak; böbreği, idrar yolunun tamamını bir de idrar kesesine böbreğin açıldığı yerin bir kısmını çıkartarak kapsamlı bir ameliyat şeklinde oluyor. Sonrasında ise tekrar mesanede nüksedebileceği (tekrarlayabileceği) ihtimaliyle belli aralıklarla mesaneyi kontrol ediyoruz. Sigara, özellikle böbrek içi tümörler için çok bilinen önemli bir risk faktörüdür. Sanayide çalışmış olmak, özellikle böbreğin kabuğundan çıkan tümörler için uzun süre yüksek doz ağrı kesici almış olmak önemli risk faktörleri arasındadır.

Tedavide Başarı Oranı Nedir?

Burada önemli olan ameliyattan sonraki patoloji raporudur. Eğer pataloji raporunda böbreğin kapsülüne, etrafına saldırmamış bir tümörse hemen hemen %90 oranında bu tedavi biter. Ama eğer böbreğin kapsülünü, yağ dokusunu tutmuş, lenflere sıçramış, böbreğin dışına çıkmışsa o zaman bu kadar iyimser konuşamıyoruz. Bu durumlarda immünoterapi uygulanıyor ve bu tümörlerin tedavisinde kemoterapi ya da radyoterapi yer almakmaktadır. Eğer yayılma var ise bağışıklık sistemini kamçılayıcı ilaçlarla tedavi ediliyor.

Hemen Arayın